Yağız Çimen

Güneydoğu’nun sıcak günlerinden biri;  temmuz ayının on yedisi ve sabah saat beş. İlk ağlamamı bıraktım bu dünyaya. İsmimi dedem fısıldadı ve kendi ağlayışımdan sonra özümle alakalı ilk duyduğum şey bu oldu. “Yağız.”

Ardından bir memur ailenin çocuğu olmanın hayatıma kattığı yol aşındırma duygusu sardı bedenimi daha küçük yaşta.Üç buçuk yaşında ufak bir Anadolu turu yapmak için çıktığım yolda geri ilk başladığım yere dönmem uzun bir zaman aldı.

Bu süreç zarfında Diyarbakır, Silifke, Pazarcık, Malatya, Konya, Elazığ, Çanakkale gezdim durdum. Kısacası yollarda yoğruldum ve Anadolu’ya vuruldum.

Yola alıştım; gözüme kestirdiğim bir tesiste yemek yiyip çay içmenin verdiği hazzı birde antik kentleri içimden türküler söyleyerek gezerken tattım.

Gezerken çalıştım, hobim ile para kazanma olgusunu bir birine harmanladım. Ve Turizm Rehberliği bölümü mezunu oldum.

Okudukça Yaşar Kemal’i Çukurova’ya; izledikçe İhsan Yüce’yi Doğu’ya aşık oldum.

Halikarnas Balıkçısı’nın izinden rotamı çizip, Bedri Rahmi Koyu’nda çayımı yudumladım.

Farklı diller, eşsiz lezzetler, yüksek dağlar, candan türküler, mavi denizler, hırçın ırmaklar, zengin mitolojiler, eşsiz destanlar, yaşlanmaya boyun eğmeyen mimari yapılar, sıcak antik şehirler, tarih boyunca önemini koruyan ibadethaneler ve görkemli devletler.

Kısacası bu kadim coğrafyayı adımladım.

Adımladıkça anladım ki bu hayatı başka bir yerde bu kadar zengin yaşayamazdım.

Daha yolumda var isteğimde, ortak olmak istersen blog sayfam senin elinde…

Yağız Çimen

Yazarın Tüm Yazıları
Please follow and like us:
0

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir