Notre Dame Katedrali

notre-damme-katedrali,
 

800 yıldır Seine Nehri’nin kenarında oturan, Paris’in en güzel kadınına bakıyorsunuz. Notre-Dame, yapımına 1163 yılında başlanmış ve ancak 200 yılda tamamlanmış gotik bir eser, katedral, müze… Siz de Notre Dame Katedrali’ni her yıl ziyaret eden 13 milyon şanslı kişiden birisiniz.

800 yıllık hikaye Paris Piskoposu’nun şehre yakışacak büyüklükte bir ibadet yeri inşa etmek istemesiyle başladı. Kilise’nin bu projesi, Kral’ın onayıyla kalmayıp, bütün şehir halkının da desteğini aldı. Kimi para yardımında bulundu, kimi inşaatta bizzat çalıştı, kimi bilgisini paylaştı. Herkesin kelimenin tam anlamıyla elini taşın altına koyduğu bu katedral, Meryem Ana’ya ithaf edildi. Bu yüzden de adı Notre Dame kondu, yani “Bizim Leydimiz”. Katedralin farklı yerlerindeki heykeller, resimler, vitraylarda Meryem Ana’nın 37’den fazla tasvirini görebilirsiniz.

1789’da başlayan Fransız Devrimi sırasında hristiyanlık karşıtı eylemcilerin saldırısına uğrayan katedral ciddi zarar gördü ve devrim boyunca gıda deposu olarak kullanıldı. Hatta adı Aklın tapınağı olarak değiştirildi. Napolyon Bonapart duruma el atana kadar da harap bir halde kaldı.

Napolyon demişken, Notre Dame tarihinde ilginç bir olaya da ev sahipliği yaptı. Napolyon’un imparatorluk için taç giyme töreni katedralde yapıldı. Tacı ona giydirmesi için Papa’yı Notre Dame’a davet eden çiçeği burnunda imparatorumuz Napolyon sabırsızlıktan mı, hırstan mı bilinmez ama tacı Papa’nın elinden alarak son dakikada kendi kendini imparator ilan etti!

Katedralin onarımında, edebi bir eserin ne kadar etkili olduğunu da unutmamak gerekir. Notre Dame denince hemen akla gelir: Çocukluğumuzdan beri aşina olduğumuz, Victor Hugo’nun ünlü eseri Notre Dame’ın Kamburu. Victor Hugo bu romanında katedralin zangocu kambur Quasimodo’nun çingene kızı Esmeralda’ya olan aşkını anlatırken aslında topluma başka bir mesaj vermeye çalışıyordu. 1831 yılında yazdığı bu eser, devrim sonrası harabeye dönen katedrale dikkat çekmeyi amaçlıyordu. Bu amacına ulaştı da. Victor Hugo sayesinde, şehrin ruhani merkezi olarak görülen Notre Dame’ın onarılması için o yıllarda bir kampanya başlatıldı.

Notre Dame katedralinin yüzyıllara meydan okuyan mimarisi ise anlatmakla bitmez. Dantel gibi ince ince işlenmiş bu yapının önündeki meydanda, öncelikle yerdeki “point zero” taşını gözden kaçırmayın. Fransa’nın sıfır noktası olarak belirlenmiş “point zero”ya ayak basanların, buraya tekrar geleceği söylenir. Yani basmadan geçmeyin! Meydandan Notre Dame’a baktığınızda karşınızda katedralin Batı Cephesi duruyor olacak. Göğe uzanan kuleleri göreceksiniz. Katedralin en dikkat çekici yanı olan bu kulelerden biri ziyaretçilere açık. Notre Dame’ın ünlü, en büyük ve en eski çanı 13 ton ağırlığındaki “Emmanuel”i bu kulede görme şansına sahip olacaksınız. Başka bir kulede, Emmanuel’in bir de ikiz kardeşi Marie varmış ama Fransız devrimi sonrasında top yapmak için ne yazık ki eritilmiş. Yine de Notre Dame’ın kuzey kulesinde dört çan daha bulunuyor. Eskiden insan gücüyle çalınan bu çanlar, 20. yüzyıldan sonra elektrikle çalıştırılmaya başlanmış.

Kafanızı biraz aşağı indirdiğinizde sıra sıra dizilmiş heykeller göreceksiniz. Yahuda ve İsrail krallarını temsil eden bu heykeller, devrim sırasında Fransız kralları oldukları sanılarak kırıldı, kafaları koparıldı. Bu yüzden sonradan yenileri yapıldı. Yıllar sonra da katedralin çok uzağında, kırılan bu heykeller gömülü bir halde bulunup Notre Dame’ın müzesine getirildi.

Artık girişe yaklaşabilirsiniz. Üç tane dev giriş kapısı göreceksiniz. Bu kapıların üst kısımlarında da İncil’den üç farklı hikaye betimleniyor. Bu hikayelerde elbette Meryem Ana büyük rol oynuyor. En soldaki kapıda Kutsal Bakire, ortadaki kapıda yeniden tahta çıkan İsa’nın yaşayan ve ölüleri yargıladığı kıyamet günü, sağdaki kapıda da Meryem Ana’nın annesi Azize Anne’in hikayesi anlatılıyor. Hikayelerin bu kadar detaylı anlatılmasının sebebi ilginç: okuma yazma bilmeyen insanlara İncil’i öğretmek. Kapıdan içeri girdiğinizde de katedralin güzelliğinden nutkunuz tutulacak. Heykelleri, vitrayları ve dev orgları hayranlıkla izlerken fazla gürültü çıkarmamaya özen gösterin çünkü burası hala ibadet yeri olarak kullanılıyor.

Notre Dame katedrali içinde bulunan hazine bölümü de, devrim sırasında ne kadar yağmalanmış olsa da çok değerli dini simgelere ev sahipliği yapıyor. Bunlardan en önemlisi, çarmıha gerilmeden önce İsa’nın başına takılmış olan Dikenli Taç, çarmıhtan bir parça ve İsa çarmıha gerilirken kullanılan çivilerden biri.

Paris manzarasını ve ünlü Emmanuel çanını görmek için katedral dışında yer alan kule girişinde sıra bekleyerek 387 basamak merdiven çıkmayı göze alabilirsiniz. Kulenin balkonundan; hem katedralin dış detaylarını daha yakından görme şansınız olacak hem de kötülüğü defetmek için yerleştirilen şeytan heykelleri arasından Paris manzarasının tadını çıkaracaksınız.

Eyfel Kulesi’nin adını daha çok duysak da Notre Dame Katedrali, hem dini hem de turistik sebeplerle Paris’in en çok ziyaret edilen noktası. Katedralin dış görünüşüne hayran olacak, içine girdiğinizde eşsiz atmosferinden etkilenecek, kuleye çıktığınıza ise asla pişman olmayacaksınız!

Hato der ki

Facebook'ta Paylaş Benkaçtım instagramcollector key

Please follow and like us:
0

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir