İtalya, Roma Kolezyum

colosseum-gladyatorler
 

Dünyanın yeni yedi harikası arasında yer alan Kolezyum, neredeyse 2000 yıllık geçmişiyle bugün Roma’nın  simgesi olarak kabul ediliyor. Klasik dünyadaki en büyük amfi tiyatro olan bu yapı vahşi ve kanlı geçmişiyle olduğu kadar onu asırlardır ayakta tutan mühendislik dehasıyla da her yıl milyonlarca turisti kendine çekiyor.

İtalyanların anlaşılabilir sebeplerle üzerine titrediği Kolezyum, adını orta çağlarda yanında bulunduğuna inanılan imparator Nero’nun 30 metre uzunluğundaki Colossus Neronis isimli heykelinden almıştır. Flavianus Amfitiyatro olarak da anılan arenaya, bu ikinci isim ise fikir babası hükümdar Vespasian’ın hanedanından gelmiştir.

50.000 civarında bir seyirci kapasitesi olduğu tahmin edilen Kolezyum’un inşasının öyküsü yaklaşık 2000 yıl öncesine dayanır. MS 68’de Roma İmparatorluğu’na hükmeden Nero, kentin merkezine ihtişamlı bir saray yaptırmak için halktan ağır vergiler toplar. Çıkan ayaklanmalar sonucu tahttan indirilen Nero intihar eder. O zamanlar nüfusu 1 milyonun üzerinde olan Roma’da isyan baş gösterir. Bunun üzerine, imparatorluğun önde gelenleri başarılı bir general olan Vespasian’ı tahta getirirler. Yeni hükümdar, ayaklanmaya meraklı kalabalığın güvenini kazanmak ve hanedanının geleceğini garantilemek adına Nero’nun sarayının olduğu yere, Roma halkının kullanacağı büyük bir spor arenası yaptıracaktır.

Vespasian’ın mühendisleri 189 metre uzunluğunda ve 156 metre genişliğindeki arenanın inşasına başlamadan önce beş futbol sahasından büyük bir yapay gölü kurutmak durumunda kalırlar. Zira hükümdar, arenanın kentin her yerinden görülebilmesi için merkeze inşa edilmesi konusunda kararlıdır ve planlanan kadar büyük bir yapı için kullanılabilecek başka bir alan yoktur. Böylece şehrin dışında bulunan diğer arenaların aksine, Kolezyum sembolik olarak Roma’nın kalbini temsil eder.

Arenanın temelleri MS 72’de atılır ve inşası yaklaşık sekiz yıl sürer. Eğimli bayırlara dayandırılarak inşa edilen antik Yunan tiyatrolarının aksine, Kolezyum desteksiz ayakta durabilen bir yapıdır. Bunu Romalı mühendislerin kulllandığı üç yeni mimari sistem mümkün kılmıştır. Bunlardan ilki büyük ağırlıkları taşımak için ideal ve son derece basit bir tasarım olan kemerlerdir. Kemer arenanın başından sonuna dek tekrarlanmış ve bu tekrar unsuru Kolezyum’un tasarımının can damarı olmuştur. Yapının dış cephesini oluşturan ilk üç katın her biri yan yana sıralanmış 80 kemerden meydana gelir.

Kolezyum’u asırlardır ayakta tutan bir diğer mimari unsur, mühendislerin kireç taşı, kum ve suyu karıştırarak elde ettikleri ve yapıdaki boşlukları doldurdukları oldukça basit bir harçtır. Günümüzde bu harca beton diyoruz. Kolezyum’un inşasında keşfedildiğine inanılan beton, daha sonraları Roma mimarisinde bir çığır açmış ve mimariye kendine özgü bir hava katmıştır. Yapının üçüncü sırrı ise hafif bir malzeme olan kırmızı kiremitlerdir. Bugün olduğu gibi o zaman da çatılarda kullanılan kiremit, hafifliğiyle mimarların ilgisini çekmiş ve Kolezyum’da tuğla olarak kullanılma şerefine nail olmuştur.

MS 80’de Vespasian’ın oğlu hükümdar Titus tarafından görkemli bir törenle açılan Kolezyum’da oturma düzeni, Roma’daki diğer tüm yapılar gibi hiyerarşikti. Tribünlerin en ön cephesi Romalı senatörlere ayrılmıştı ve bu kısma Podyum deniyordu. Podyumun hemen arkasındaki mermer oturaklı dokuz adet tribünde Romalı iş adamları oturuyordu. İki sıra yukarıdaki 20 ila 30 adet tribün ise  sıradan vatandaşlara ayrılmıştı. Amfi tiyatronun original planı buydu. Ancak sonradan arenanın planına halkın en fakir kesimi için tahta oturaklı beşinci sıra ilave edildi. Böylece Kolezyum Roma toplumunun küçük bir minyatürü haline geldi.

Kolezyum açıldıktan beş yıl sonra tamamıyla yenilendi ve arenanın altına devasa bir yeraltı kompleksi kuruldu. Bu yeraltı labirenti gladyatörlerin ve arenada dövüştürülen binlerce egzotik hayvanın oyunlardan önce hazırlandığı bir kulis görevi görüyordu. Kulisten sahaya açılan 60’tan fazla kapı ve 30 asansör yapıldı. Böylece oyunlar sırasında her yerden insanlar ve hayvanlar sahaya çıkabiliyor, bu da seyircide daha fazla heyecan ve merak uyandırıyordu. Günümüzde arenanın saha kısmı çökmüştür ancak altında bulunan labirentin duvarlarını görmek halen mümkündür.

Bugün olduğu gibi o zamanın Roma’sında da spor oldukça popülerdi. Arenada akrobatlar, sihirbazlar sahne alır, tiyatro oyunları sergilenirdi. Oyunlar, özellikle kanlı gladyatör mücadeleleri, halkın bir hayli ilgisini çekerdi. Afrika ve Asya’dan Roma’ya getirilen egzotik hayvanlar aç bırakılarak arenada çıplak ve silahsız insanlarla dövüştürülürdü. Bazı kaynaklarda, arenanın zaman zaman özel bir boru sistemiyle suyla doldurulduğu ve deniz savaşları sahnelendiği rivayet edilir. Yine arenada halkın huzurunda idamların gerçekleştiği biliniyor. 21. Yüzyılda yaşayanlar olarak, bu gösteriler bize vahşice gelse de; 2000 yıl öncesinin insanı için bunlar bir futbol müsakabasını izlemekten farksızdı. İmparatorluk, arenadaki oyunlar aracılığıyla Roma’yı ele geçirmek isteyenlere neler olacağının mesajını da veriyor, Kolezyum Roma İmparatorluğu’nun gücünü, yenilmezliğini ve ölümsüzlüğünü temsil ediyordu. Öyle ki İskoç şair Lord Byron, Kolezyum için şöyle yazmıştır: “Kolezyum ayakta kaldıkça Roma da kalacak, Kolezyum yıkıldığında Roma da yıkılacak; ama Roma yıkılırken dünya da onunla birlikte yıkılacak”.

Kolezyum’un 450 yıldan fazla bir süre bu şekilde kullanıldığı ve bu süre zarfında 500.000’den fazla insanın ve 1 milyonun üzerinde havyanın oyunlarda hayatını kaybettiği düşünülüyor. İşin ilginç yanı da arenanın vahşete bir son vermek için değil, oyunların maliyetini karşılamak zorlaştığı için kapatılmış olması. Kapatılmasını takip eden yıllarda binanın taşları, değerli mermer kaplamaları ve metal süslemeleri yağmalandı. Arenadan alınan mermerler Aziz Petrus Bazilikası ve başka anıtların yapımında kullanıldı. Kolezyum yıllar içerisinde depremlerden ve ilgisizlikten tahrip oldu.

Tüm bunlara rağmen 1700’lü yıllara kadar bütünlüğünü koruyan Kolezyum, 1744 yılında Papa 14. Benedict tarafından, arenada şehit olarak öldüğüne inanılan binlerce Hıristiyanın anısına kutsandı ve bu tarihten sonra Hıristiyanlıktaki şehitlik mertebesi ile bağdaştırıldı. 1800 ve 1900’lü yıllarda Kolezyum’da pek çok kez bakım ve onarım çalışması yapıldı ve arena restore edildi.

Kanlı ve acımasız tarihine bir tepki olarak, Kolezyum 2000 yılından bu yana idam cezasına muhalefetin bir simgesi olarak kabul ediliyor. Öyle ki, dünyanın herhangi bir yerinde ne zaman bir idam cezası iptal edilse, ölüm arenası yaşam için beyaz yerine altın rengi ışıkla aydınlatılıyor.

Can15

 

Facebook'ta Paylaş Benkaçtım instagrampayperprofits сотрудничество

Please follow and like us:
0

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir