Gulet ile Yunan Adaları Deneyimi

Merhaba sende mi zehirlendin yoksa benim gibi seyahat virüsü ile.

Panzehir arayışına mı düştün?

Tek çaren var yol arkadaşım, o da kapının eşiğinden dışarıya adımını atmak.

İlk cesareti o verecek sana.

Bu yaz biraz değişken bir hava durumuna sahip ilerliyor. Kah serin bir rüzgar eserken kah sıcağın yansıması ile gar dolapların düzenlenmesi imkansız hale geldi.

Ama serin sulara atılabilmen adına seni biraz heveslendirmeyi istiyorum.

Sakın korkma ama ansiklopedik bilgiler ile seni sıkmaya hiç mi hiç niyetim yok. Sadece özendirmek ve benkactim.com’un seyahat planlarına bir göz kırpmanı sağlamak amacım.

Hem gulete bineyim tenim yansın, hem su sporları yapıp eğlenceyi sonuna kadar yaşayayım ve hem de sirtaki ile kurtlarımı döküp Yunan müziği dinlenmek istiyorum diyorsan Gulet ile Yunan Adaları Turları tam da senin/benim için tasarlanmış.

Benkactim.com klasik yaz formatının dışına çıkarak lezzete, maviye ve kahkahaya doyuracak iddialı.

Dalaman havalimanına adım atmanız ile başlıyor heyecan. Biz indiğimizde transfer aracımız karşıladı bizi. Konforlu bir araç eşliğinde havalimanından Marmaris’e uzanan yaklaşık bir saat otuz dakikalık yolculuğumuzu tamamlayıp iskele yakınlarında gulete biniş zamanımızı bekledik.

Gulete binip mavi Ege sularına açılmaya başladığımızda on dört kişi ile yedi gece böylesine kısıtlı bir alan içerisinde nasıl geçer diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım. Fakat kamaramı ve güler yüzlü gulet personelini görünce içime bir su serpildi. Yatmadan yatmaya kullanırım dediğim kamaramda biraz zaman geçirmek ve ilk gün yolculuğunun yorgunluğunu biraz atmak için ilk durağımıza varana kadar dinlenmeyi tercih ettim. Denizin sesi ile daha hızlı enerji dolumu yakalamak işime geldi açıkçası. Çünkü kamaramdan enerjimi erken toplayıp çıkınca ilk durağımız olan konaklayacağımız, bir deniz fenerinin hemen karşısında yer alan kayalığın oraya yanaştık. Merakla tekne personeline burası neresi diye sorduğumda “Kadırga Koyu” diye adlandırıldığını, Marmaris Körfezi’nin batısında ağzı temiz olan bir koy olduğunu öğrendim. Bahsettiğim deniz fenerinin adı “Kadırga Feneri” olup o da ismini üzerinde bulunduğu “Kadırga Burnu”ndan almış.

Dalışa açık olan bu noktada maalesef ki dalış eğitimim olmadığı için dalış yapamadım. Ancak görevli arkadaşların ilettiği doğrultuda 15 metreden başlayan Helenistik Çağa ait bir batık gemi kalıntısının olduğunu ve su altında amphoralardan oluşan bir tarla olduğunu öğreniyorum. Özellikle su altı fotoğrafçılarının güzel pozlar yakalayabileceğini iletiyor teknemizin kaptanı.

Akşam yemeği hazır olana kadar burada biraz yüzmek ve Ege’nin serin sularına merhaba demek için denizi kulaçlamaya başlıyorum.

Serin sularıyla ve yemeğiyle tatilime merhaba dedikten sonra Rodos’a uyanmak için gözümü kapatıyorum…

Yağız Çimen

Facebook'ta Paylaş Benkaçtım instagrampanda google

Please follow and like us:
0

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir